Deftere Yaz  

150. Adnan Karaardic - 2008-08-08 22:10:16
Sayin Baki Yildiz Takma ismin olan ´´Selamlar´´i birakip

Baki Yildiz ismiyle yazdigin yazilari kisa yazmaya basladin.

Caglar kardesimiz gibi seninde güzel yazilarini okumak isteriz.

149. osman bilgin - 2008-08-08 18:15:32
Selamunaleyküm

Muhammed kardesim bir ara bana bir soru sormustu....Ben de cevabini ariyorum demistim...

Bu son yazilanlari ilgiyle takip ediyorum.Fakat acik söylemek gerekirse Caglarìn yazdiklari aklimda en cok kalan.Belki de kendi düsüncelerini yazdigi icin.

Muhammed ve Adnan kardesin bazi güzel yazilari kopyalayip buraya eklemesi de güzel.Fakat kendi fikirlerini daha cok merak ediyorum.

Aslinda yeni genclik odasinda bu konuyla ilgili kücük bir oturum yapilsa pek de fana olmazdi diye düsünüyorum.

Saygilarla...

148. Baki yildiz - 2008-08-08 12:50:10
Tebrikler Caglar kardes simdiye kadar en güzel ve bence en dogru yaziyi okudum

147. Adnan Karaardic - 2008-08-07 23:47:21
Hak yolda tavizsiz yürümek

Bir zafere ulaşabilmenin önemli ayağı Hakk’ın hakimiyetini

sağlama, batıldan uzak durma

meselesidir. Bu meselenin kamil manada hazmedilmesi, dünyevi

makam ve mevkiler

adına bu esastan taviz vermeden, sebatkarane, dimdik inandığı

hak yolda yürünmesidir.

Malum, Allah Resulüne inandığı hak davadan sarfınazar etmesi

için müşrikler tarafından

Kureyş’in yönetimi teklif edildi. Hayır cevabını alan

Kureyşliler tarafından bu sefer istediği

kadar para, mal verileceği teklifinde bulunuldu. Buna da ret

cevabı veren Allah Resulüne

bu sefer de Kureyşin en güzel kadınlarından dilediği kadar

alması karşılığında davasından

vazgeçmesi teklifi üzerine, Hz. Peygamberin ellerini açarak

“sağ elime Güneş’i, sol elime

Ay’ı koysanız dahi ben davamdan vazgeçmem” dediği tarihen
sabittir.


Dünyayı titreten ak saçlı lider

II. Abdülhamid’e gelen Teodor Herzl’in “tüm borçlarınızı

ödemeye hazırız. Yeter ki

Filistin’de devlet kurabilecek bir yeri bize verin” teklifi

karşısında Sultan II. Abdülhamid’in

“O topraklar ecdadımın kanı bedeli karşılığında alınmıştır.

Size satacak yerimiz yoktur”

diyerek Teodor Herzl’i kovduğu gibi.

Kurduğu MNP, MSP, RP, FP kapatıldığı halde, ürkmeden yoluna

devam eden, hâlâ ak

saçları ile ortalığı titreten Necmettin Erbakan gibi.

İnandığını tahakkuk ettirmek için mücadeleden yılmamak, sonuç

alıncaya kadar esbabına

tevessül etmek gerekir. Fatih’in İstanbul’u alma kararlılığı


gibi, Yavuz Sultan Selim’in

Çaldıran’a, Mısır’a uzandığı gibi, Kanuni Sultan Süleyman’ın

ilerlemiş yaşına rağmen at

üstünde seferden sefere koştuğu gibi, II. Abdülhamid’in deha

dış politikası sayesinde

“hasta adam” diye tarif edilen Osmanlının 33 sene daha

yaşamasını sağladığı gibi.

Sayın Necmettin Erbakan’ın da kapatılan tüm partilere rağmen,

son kurulan Saadet

Partisi’nin manevi liderliğini sürdürdüğü gibi. Millî Görüşün

kuvvetlenmesi için her türlü

çalışmayı yapmaktan usanmadığı gibi, Millî Görüşçüleri hak ve

doğru yolda manipule

ettiği gibi. Hiç kimseye boyun bükmeden yoluna devam ettiği

gibi.


Sonuca ulaşmada çalışmanın ecre vesile olduğu inancına sahip

olunması ve inandığı yolda

tek başına da kalsa dönmeme kararlılığında bulunulması da

fetih için gerekli unsurlardan

bir diğeridir.

“Bir hükümdara bu dünya çok, iki hükümdara az gelir” diyen,

“zahmete katlanmadan

zafer nerede görülmüştür” ifadesini kullanan, “bre asker

kıyafetli korkak herifler, askeri

itaat emre muhalefetten mi ibarettir” cümlesini sarf eden,

“Şecaat ve erliğinden şüphe

edenler, rahatını düşünenler, geri dönüp karılarının yanına

gitsinler. Ben buraya geri

dönmek için gelmedim” diyen Yavuz Sultan Selim gibi. Millî

Görüş davasından taviz

vermeden, etrafı boşaltıldığı halde davası uğruna tek başına

da kalsa taviz vermeyi

düşünmeyen sayın Erbakan gibi olmalı herkes.


Mücadele azmi, cesaret, temkin esaslarını kaybetmeden, elde

edilecek sonuçtan herkesin

nasiptar olması için manevi akümülatör vazifesini icra edecek

insanları devreye almak da

zafer için elzemdir.


Fatih’in Akşemsettin’i yanından uzaklaştırmadığı gibi, Yavuz

Sultan Selim’in Hasan Can’ı

yanında bulundurduğu gibi, sayın Recai Kutan’ın sayın

Erbakan’dan hiç ayrılmadığı gibi.

Mücadelede önde bulunanların emirlerine uymak, disiplinini

esas almak, verilen görevleri

tebdil, tağyir etmeksizin yerine getirmeye çalışmak da zafer

için gerekli hususlardandır.


Kahramanları zafere ulaştıran imanlarıdır

Tıpkı Bedir’de sahabenin emirlere uyduğu ve az oldukları halde

zafer kazandığı gibi.

Çanakkale ve İstiklal Harbinde komutanların buyruğuna uyulduğu

gibi. Millî Görüş

yürüyüşünde sayın Erbakan’a uyulduğunda % 21’lere ulaşılıp, en

büyük parti olunduğu

gibi. Ganimet yarışına girilip, müteahhitlik mücahitliğe

tercih edildiğinde, çözülmelerin

Uhud’da olduğu gibi, millî çizgide de yaşandığı gibi.

Kosova, Niğbolu, Varna, Mohaç, Çaldıran, Mercidabık, Ridaniye,

Preveze, Çanakkale –

İstiklal harbinde zafer, imanla kahramanlığın, düşünce ile

hareketin birleşmesi sonucu

sağlanmıştır.

Osman Gaziyi başarıya ulaştıran, I. Murat, Yıldırım Bayezid’i

coşturan, Fatih’i oluşturan,

Yavuz’u asabileştiren, Kanuni’yi ululaştıran ruhlarındaki

iman, cesaret ve liyakatleri idi.

Fatih’i genç yaşta Resulullah’ın tebşiratına nail eden imanı,

cesareti, hocalarına karşı olan

sadakati ve nezaketi idi.

Sonuç elde etme yarışında, ecir kazanmada yaşın önemi yoktur.

Önemli olan iman sahibi

olmak, bıkmadan, usanmadan sonuç alıncaya kadar mücadeleye

devam etmektir. Sayın

Erbakan ve yanında kalan arkadaşları gibi.


" target=_blank>146. GÜVEN Caglar Namidiyar SUCU - 2008-08-07 22:19:16
MILLI GÖRÜS sadece hedefe ulasmak icin kullanilan bir yoldur. Yol saglam emin ve güzel olursa, hedefe rahat hizli ve garantili ulasirsin.

Etiket önemli degil, gaye ve hedef önemli.


ERBAKAN hocanin ismi sahsiyeti etiketi hic önemli degil.
Gaye Erbakan degil, hedef Erbakan degil.


Erbakan hocanin temsil ettigi dava, yani hak yol önemli, onun düsünceleri fikirleri ileri görüsü önemli.

Isminin reklami, Sahsi etiketine ezbere yumalmak degil, o nun fikirlerini ideolojisini kabullenmek ve devam ettirmek gerekir.

Bence Nasil olacak bu, Milli Görüs gömlegini cikaran kafirmidir, artik Milli Görüse degilde Nurculara, Süleymancilara, Diyanete, vs sempati duyuyorsa nolacak.

Hocam hep derdi, bizim gayemiz tüm dünyada yasayan insanlarin sadetidir, bu sadet de anca islamiyettedir.

Yani Hocamin gizli mesaji; tüm insanlari gayri müslümanlari, dinsizleri, her dini, her irki, her cinsi, her cemiyeti, sahibinden dolayi sevip sayip iyiligini icin cabalamak.

Madem biz herkesin iyiligini istiyoruz, ozaman etiket olayini gecmemiz gerek, degisik düsünceleri fikirleri olanlara saygi gösterip, ayrimcilik yapmadan her an her konuda Milli Görüsün Reklami yerine Milli Görüsün gayesine hedefine calismamiz gerek.

Kimi bu gayeye canla basla sarilip elinden geleni yapiyor, kimi kuru siki atiyor ses var görüntü ve icrat yok, kimi karsi gibi görünüyor fakat herzaman arkalarinda destek, kiminide hic görmeyiz bilmeyiz duymayiz fakat isi yürüten onlar.


Ben bunlarin hepsinide seviyorum, hepsindende Rabbim Razi olsun.

Özellikle Cemiyetimize katkisi olan, emegi ve cabasi ile bizlere zemin hazirlayan, bu zemini devam ettirip bu günlere getiren, bu zor günlerdede hala pes etmeyen tüm büyük ve kücüklerime cok minnet borcluyuz.


Eger yanildigim bir mesele varsa, dogrusunu ögrenmeye hazirim, beni herzaman her konuda tenkit edebilirsiniz


Selamlar Saygilar


145. muhammet busun - 2008-08-06 17:35:03
BIR INSAN MALAZGIRTTE INANISININ SAHLANISINI YASAMADAN

KOSOVADA NIGBOLUDA BIR KILIC OLUP PARLAMADAN

ULUBALITLI OLUP ISTANBULU FETH ETMEDEN

SULTAN FATiH OLUP ATINI DENiZE SÜRMEDEN

KANUNI OLUP SANLI ORDULARI ILE AVRUPANIN ICINE YURUMEDEN

SEYYIT CAVUS OLUP 250 KILOLUK MERMIYI YA ALLAH DEYIP NAMLUYA SURMEDEN...

BIR INSAN SAKARYANIN SIPERLERINE GIRMEDEN VE

KIBRISTA DUSMAN TAKIBATININ ARASINDAN GECMEDEN

MiLLi GÖRÜSÜN NE OLDUGUNU ANLAYAMAZ

144. muhammet busun - 2008-08-06 16:42:51
Müslüman Gençlerin Dikkatlerine

Mehmet Şevket Eygi

06.08.2008


Değerli Müslüman gençler!.. Yarıdan fazlanız birtakım cemaatlere, tarikatlara, dinî gruplara mensup bulunuyor, onların terbiyesiyle yetişiyorsunuz. Bendeniz bütün hak, doğru, hayırlı cemaat, tarikat ve gruplara taraftarım ve başarıları için nâçizane dua etmekteyim.

Tarikatlar, cemaatler, gruplar gençlerini nasıl yetiştirmelidir?

Birinci madde; Onların sahih/doğru inançlı Müslümanlar olmasını sağlamaktır.

İkincisi; Beş vakit namazı kıldırmaktır.

Üçüncüsü; Elden geldiği kadar farz namazları cemaatle kılmalarını tavsiye etmektir.

Dördüncüsü; Gençlerin yüksek İslâm ahlâkı ve yine yüksek karakter sahibi olmaları için çalışmaktır.

Beşincisi; Gençlere Ümmet şuuru aşılamaktır.

Altıncısı; Gençlere medenî terbiye ve görgü kazandırmaktır.

Yedincisi; Mürüvvet ve fütüvvet ahlâkıdır.

Sekizincisi; Çok yüksek ve sağlam genel kültür kazandırmaktır. (Edebiyat, tarih, mantık vs)

Dokuzuncusu; Müslümanlara karşı merhamet, şefkat, anlayış, affetme, sabır; kâfirlere karşı mesafeli durmak, onlara âlet olmamak, oyunlarına gelmemek, tuzaklarına düşmemek...

Onuncusu; Kendi şeyhini, üstadını, ağabeyini, liderini putlaştırmamak, onları erbab (rabler) haline getirmemek.

Onbirincisi; Kesinlikle gıybet ve nemime yapmamak, lisan afetlerinden korunmak.

Onikincisi; Parayı sevmemek. Para için dinini, vatanını, milletini satmamak. Haram yememek.

Onüçüncüsü; İstikamet/doğruluk.

Ondördüncüsü; Büyük ve küçük cihad sahasında mücahid olarak yetiştirmek.

Onbeşincisi; İmanın, İslâm’ın, Kur’ân’ın, mukaddesatın ihlâslı hizmetkârı olarak yetiştirmek.

Onaltıncısı; Cemaat, tarikat, Hazretler Hazreti, Muhteremler Muhteremi militanlığı ve fedailiği yaptırmamak.

Onyedincisi; Lüksten, israftan, saçıp savurmaktan, gösteriş ve kibirden, Nemrudluk ve Firavunluktan uzak durmak.

Onsekizincisi; Âdil Müslüman olmak.

Ondokuzuncusu; Ümmet içindeki bütün hayırlı çeşitlilikleri (ihtilâfları) kabul edip hepsine hoşgörü ile bakmak.

Yirmincisi; Bütün kötü bid’atleri dışlamak, haram ve şüpheli şeylerden kaçınmak.

Yirmibirincisi; Tek cümle ile olgun ve sâlih Müslüman olarak yetiştirmek için ne yapmak lazımsa onları yapmak, öyle terbiye etmek.

Yukarıda yazdığım maddeleri yerine getirmeyen, kendilerine bağlı gençlerin beyinlerini yıkayan, onları cemaat veya tarikat fanatiği yapan, robot ve zombi olarak yetiştiren, baronun kölesi haline getiren, öteki Müslümanlara düşman eden, mü’minleri “Bizden olanlar ve bizden olmayanlar” diye sun’i şekilde ikiye ayıran, bizden olmayan öteki Müslümanların gıybetini yapmaya, onlara düşmanlık etmeye cevaz veren cemaatlerde maalesef hayır yoktur.

Benim bu yazım belki bazılarının hoşuna gitmeyecektir ama sâkin ve âdil düşünürlerse haklı olduğumu anlayacaklardır.

Selâm ve hürmetlerimle dikkatlerinize sunarım.




143. muhammet busun - 2008-08-06 16:35:26

Bosna Savaşının seyrini değiştiren Hayat Tüneli ve şehide nine

Selami ÇALIŞKAN
Bosna seyahatimizde ziyaret ettiğimiz en önemli mekan ve insanlardan birisi de evvel Allah, sonra Bosna savaşının seyrini değiştiren hayat tüneli ve bu mekanla birlikte ismi destanlaşan 81 yaşındaki Şehide Kolar nine idi. Sarayova Havaalanı’nın altından geçen, Ilıca semtinde olan ve hala gülle ve mermi izleri bulunan müze halindeki Tünel’i gezerken Rehberimiz Mücahit beyi dinliyoruz;
“Avrupa kıtasında Osmanlı-İslam kültürünün en canlı yaşandığı Bosna-Hersek’te 4 milyon 500 bin Müslüman, Yugoslavya’nın dağılmasının ardından 1990’da bağımsızlığını ilan ettiler. Ülke nüfusunun yüzde 30’unu oluşturan ve Silahlı kuvvetlere sahip olan Sırplar, Bosna-Hersek’in diğer şehirleri gibi başşehri Sarayova’yı da kuşattılar. Şehir, etrafını çeviren dağlardan topçu ateşiyle dövülürken, Uluslar arası hava trafiğine açık olan Sarayova Havaalanı da BM tarafından tarafsızlık bahanesiyle giriş çıkışa yasaklandı. Müslümanların nefes almasının bile yasaklandığı, yiyecek, içecek ve ilaç gibi insani yardımların bile engellendiği bir sırada çaresizlik içindeki Müslümanların aklına Cenab-ı Allah havaalanının altından tünel açma fikrini getirdi.”
Çalışanlara ayran, yaralara merhem!
Tünel için bugün 81 yaşında bulunan Şehide Kolar isimli nur yüzlü ninenin evinin altı seçildiğini belirten Mücahit bey, tünelin özelliklerini ve Şehide ninenin fedakarlığını şöyle ifade ediyor; “800 metre uzunluğunda, 1 metre genişliğinde 160 santimetre yüksekliğindeki tünel kazılmaya başlandı. Tünelin kazılması esnasında yağmur gibi yağan gülle ve mermiler altında Şehide nine, çevredekilerin dikkatini çekmemek için evini asla terk etmedi. Bugün müze olarak kullanılan evinin altında bir de inek besleyen Şehide nine, kendisi oruç tutar gibi günlerini yarı aç geçirirken, tünel kazanlara, süt ve ayran ikram etti, savaş esnasında yaralanan Müslüman direnişçilerin yaralarına merhem sürdü.”
Bir-leş-miş Milletlerin müdahalesi
120 gün içinde kazma-kürekle kazılan, maden ocağına benzer ağaçlarla donatılan ve iğreti raylar döşenen tünelden şehre insani yardım, gönüllü ve cephane girişi sağlandığını bildiren Mücahit bey, sözlerini şöyle sürdürüyor; “Allah’ın izniyle savaşın kaderi değişti. Boşnak Müslümanların zalim Sırplara karşı kesin galibiyetiyle sonuçlanacağını fark eden Bir-leş-miş Milletler devreye girdiler. 300 binden fazla masum Müslüman kadın ve çocuğun öldürülmesini seyreden BM, savaşı bitirdiler.”
“Sadece savaş günlerinde değil, her zaman Allah’a dua ettiğini bildiren Şehide Nine hem duygulanıyor, hem de gözlerinden okunan sevinçle anlatıyor; “Torunum (Oğlunun oğlu-ismini vermiyor) Türkiye’de Harp Akademileri’nde okudu. Üsteğmen rütbesini aldığında savaş çıktı. Bunu duyunca savaşa katıldı ve birkaç ay sonra yaralandı. Türkiye’de birkaç defa ameliyat oldu. Ben savaş bittikten sonra da Müslüman komşularımı evime çağırdım yüzlerce defa dua ettim. Torunum dün taburcu oldu. Bugün de görevine başladı. Allah’a ne kadar şükretsem azdır”
Haklı davayı anlatmak için…
Müze olan evde, savaştan, tünelin kazılma çalışmalarından ve nasıl kullanıldığından görüntüler izledik. Ay-yıldızlı bayrağımızı, Şehide ninenin gazi torununun üniformalı fotoğrafını, Aliya İzzetbegoviç’in giydiği askeri elbiseleri gördük. Bizim iki büklüm olarak ancak birkaç metre ilerleyebildiğimiz tünelden Bosna-Hersek’in rahmetli çilekeş devlet Başkanı Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç, bazen bir devlet başkanına bazen de bir gazeteciye haklı davalarını anlatmak için binlerce defa bu tünelden geçmiş.
“Bizi unutmayın!”
Bugün Ilıca semtindeki 2 katlı mütevazı evin bahçesindeki tünel girişinde, kullanılan kalas, raylar vb. askerî malzemeler sergileniyor. Kurtuluş savaşında Anadoludaki kınalı elli kahraman kadınlarımızı ve işgal kuvvetlerine karşı savaşan Nene Hatun’u hatırlatan nur yüzlü Şehide nineye “Allah’a emanet olunuz” diyoruz ve veda ediyoruz. Osmanlı torunu olduğunu unutmadığını hatırlatan Şehide Nine ise, “Siz de Allah’a emanet olun ve bizi unutmayın” diyor.

142. muhammet busun - 2008-08-06 16:30:10
caglar kardes adnan abinin dediklerinin cogu resmi belgelerle kanitlanmistir bir kacid gazetelerde cikan habrlerden ibarettir ama bunlarin hic biri kimse tarafindan o yada boyle yalanlanmadi ne yazikki gonul isterdiki bunlarin hepsi iftir olsun yala olsun ama bugune kadar karsi bir aciklama gelmedi ne yazikki biz onlara karsi bir dusmanlik beslemiyoruz ama yanlis yolda olduklarini dile getirioruz ve insanlari kandirmalarini istemedigimizden dolayi bu aciklamalar yapiliyor halen bu insnalar da milli goruscu diye bunlarin degismis olduklarina inanmadiklarindan dolayi destek veriyorlar ama ne yazikki bu insanlar degisti biz milli goruscu degiliz artik diyorrlar bunu dedikleri gunden itibaren bir milli goruscu icin bunlarin degeri bitmis olmalidir ( bu benim fikrim)

not; MILLI GORUS DEMEK ISLAMI GORUS DEMEKTIR

141. Baki yildiz - 2008-08-06 16:21:45
ismim var silinecekmi???

    Deftere Yaz   < Page 16 | Page 14 >

Bedava Misafir Defteri için tıklayın    

Remove all the advertisements
from this guestbook!

- LIMITED OFFER -




  Please report if this guestbook contains illegal or offensive content.