|
493. Kıssadan Hisseler-İnternette - 2010-07-30 13:49:59 |
DEĞİŞEN SİZİN KALBİNİZ
Bir padişah, bir iki vezirini ve diğer erkandan birkaçını yanına alarak payitahta (başkente) yakın yerleşim merkezlerinde bir gezintiye çıkmıştı Payitahttan ayrılıp bir kaç saatlik bir yol katettikten sonra yolları üzerindeki bir nar bahçesinin kıyısında dinlenme molası verdiler Olgunlaşmış, tam kıvamını bulmuş olan narlar insanın iştahını kabartıyordu Padişah bahçe içinde çalışmakta olan yaşlı bir adamı yanına çağırdı sordu;
- Bu güzel nar bahçesi kimin?
- Bu nar bahçesi benimdir efendim, babamdan miras kaldı
- Oğlun, uşağın var mı?
- Allah bize oğul uşak vermedi efendim, bir karı kocadan ibaret iki kişilik bir aileyiz
- Peki ben de bu ülkenin hükümdarıyım, şuradan bir nar şerbeti sıksan da içsek
İhtiyar "başüstüne" dedi ve hemen gidip bahçe içindeki kulübeden kalaylı, tertemiz bir tas getirdi En yakındaki ağaçtan iki nar kopardı ve sıktı. İki nar tam bir tası doldurdu Padişah içti ve çok beğendi. Bütün vücuduna bir zindelik ve ferahlık yayılmıştı İhtiyar çifçi padişahın beraberindeki herkese sırayla nar şerbeti ikram etti. Padişah ve adamları bedenlerinin kazandığı bu zindelikle biraz yol almak için ihtiyara veda edip yola koyuldular. Yolda şeytan padişahın kafasını karıştırmaya başladı "Madem birer ayakları çukurda olan bu yaşlı karı-kocanın mirasçıları yok, ne yapacaklar böyle güzel nar bahçesini, karşılığında bir kaç kuruş verip de bu bahçeyi ellerinden alayım" diye düşündü.Padişah ve adamları akşama doğru geri dönerlerken aynı bahçenin yanında yine konakladılar Padişah ihtiyardan bir tas daha nar şerbeti yapmasını istedi. İhtiyar sabahki kadar candan ve gönülden olmasa da bir tas nar şerbeti yapıp sundu. Fakat padişah bu defa nar şerbetinin tadını pek beğenmedi Sabahkine hiç benzemiyordu Sordu;
- Baba ne oldu böyle, bu nar şerbeti sabahki ile aynı nardan değil mi? Bunun tadı hiç de hoş değil.
- Aynı nardan evlat, aslında tadında da bir değişiklik yok, asıl değişen sizin kalbiniz Tebaanızın malına göz koydunuz, bunun için de narların tadı değişti.
İYİ GÜNLER DİLEĞİYLE-DURMUŞ KARATAŞ
|
|
492. İYİ GÜNLER-DURMUŞ KARATAŞ - 2010-07-22 11:00:50 |
Göğün her yerde mavi olduğunu anlamak için
dünyayı dolaşman gerekmez.
*Geldiğin zaman boşluk dolduran değil,
gittiğin zaman yeri doldurulamayan ol.
*"Seni seviyorum" derken inanarak söyle.
*"Özür dilerim" derken karşındakinin gözünün içine bak.
*İlk görüşte aşka inan.
*Asla başkalarının hayalleriyle dalga geçme.
*Derinden ve inançla sev.
*Anlaşmazlıklarda dürüstçe savaş.
*İnsanlara beklediklerinden fazlasını ver
ve bu işi yaparken kibar ol.
*Eğer biri sana cevap vermek istemediğin bir soru sorarsa
gülümse ve "neden bilmek istiyorsun?" de.
*Üç "S" yi unutma;
Sevgi - herkese,
Saygı - kendine, başkalarına,
Sorumluluk - tüm hareketlerin için.
*Küçük bir tartışmanın tüm dostluğu mahvetmesine izin verme.
*Eğer hata yaptığını fark edersen, hemen onu düzeltmeye bak, bile bile devam etme.
*Telefonda konuşurken gülümse.
Karşındaki sesinden gülümseyişini duyacaktır.
*Konuşmayı sevdiğin biriyle evlen.
Yaşın ilerledikçe sohbet her şeyden fazla önem kazanacaktır.
*Yeniliklere açık ol, ama ille de değişmeye çalışma.
*Şunu bil ki, sessiz kalmak bazen de en iyi cevaptır.
*Daha fazla kitap oku, dostlarını ara, daha az TV seyret.
*Dünyaya iyi davran.
*Dua et. Büyük güç verir.
*Öperken gözlerini kapamayan sevgiliye güvenme.
*Eğer çok paran olursa, başkalarına yardım et.
Paranın en zevkli tarafını kaçırma.
*Bazen istediğin bir şeyin olmaması senin için bir şanstır.
*Önce kuralları öğren, düşün, karar ver ve bazılarını boz.Karşılığında neler verdiğine bak.
*Şunu bil ki, karakterin senin kaderindir.
*Sınırsızca sev, her gönülde çiçek olacağına
bir gönülde buket ol.
*Kişiliğini ve kimliğini hiçbir değerle değiştirme!
*Sevgi icin kollarını kapalı tutma,
sonra kendinden başka tutacak şey bulamazsın.
*Sana Yapılan iyiliği mermere, kötülüğü toza yaz..
*Mutluluk, sorunsuz bir yaşam değil,
onlarla başa çıkabilme yeteneği demektir.
*Gülmek için mutluluğu bekleme,
sonra tebessüm bile edemezsin
Kaynak; internet-facebook-Serkan KAYALAR
|
|
491. 2009 YILI DERNEK GELİR-GİDER - 2010-07-16 11:41:50 |
Değerli Hemşerilerimiz,
Bilindiği üzere derneğimiz faaliyetleri sizlerden toplanan bağış ve aidatlarla yürütülmektedir.Şüphesiz ki; Dernek Yönetim Kurulunda görevli arkadaşlarımız, gerektiğinde kendileri de maddi-manevi fedakarlıklarda bulunarak, sizlerin harçlıklarından ve zaruri ihtiyaçlarınızdan kısıntı yapıp verdiğiniz bağış ve aidatları, israf etmeden en verimli bir şekide dernek faaliyetleri ve tanıtımında kullanmak için gerekli hassasiyeti göstermektedirler.
Yine de kuşkulara meydan vermemek ve Sizleri de bilgilendirmek amacıyla 2009 Yılı gelir ve gider bilançosunu sizlerle paylaşmak istiyoruz.
A- 2009 YILI DERNEĞİMİZ GELİRLERİ
1.2009 YILINDAN DEVREDEN KASA HESABI(nakit).....790,22 TL
2.2009 YILINDA ÜYELERİMİZDEN TOPLANAN
AİDATLAR................................... 3.150,00 TL
3.2009 DERNEK-LOKAL FAALİYETLERİ VE
KÖY MİSAFİRHANESİ İÇİN YAPILAN BAĞIŞ VE YARDIMLAR....................................10.418,00 TL
2009 YILI DERNEK TOPLAM GELİRLERİ.......... 14.358,22 TL
B- 2009 YILI DERNEK-LOKAL GİDERLERİ
DERNEK LOKALİ SU GİDERLERİ..............379,63
3 AYLIK MUH. BEYANNAME VERGİLERİ........954,11
DERNEK ELEKTRİK GİDERLERİ...............373,39
TELEFON-MESAJ ÜCRETLERİ...............1.498,04
KÖY MİSAFİRHENESİ ZEMİN KAT SIVASI....6.445,00
DERNEK GENEL GİDERLERİ................1.550,71
SSK İŞÇİ SİGORTA GİDERLERİ..............319,35
DERNEK KİRA GİDERLERİ.................2.340,00
GENEL TOPLAM.........................13.860,23 TL
2010 YILINA DEVREDEN KASA HESABI(NAKİT)
(14.358,22-13.860,23= ...................497,99 TL
(DÖRTYÜZDOKSANYEDİ TÜRK LİRASI, DOKSANDOKUZ KURUŞTUR).
Derneğimiz gelir-giderlerine ilişkin fatura ve belgeler ile işletme defteri hesap kayıtlarını da isteyen üyelerimiz her zaman görebilir. Yapılan harcamalar ve tahsilatlar belgeye dayalıdır.
Herşey siz değerli hemşerilerimizin birlik ve beraberliği içindir.
Bağış ve Aidatların zamanında verilmesi dileğiyle birlik ve dirlik içinde sağlıklı ve huzur dolu günler dileriz.
Akçaören Köyü Kültür ve
Yardımlaşma Derneği
YÖNETİM KURULU ADINA
DURMUŞ KARATAŞ
DERNEK BAŞKANI
|
|
490. KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN - 2010-07-08 17:28:44 |
Ellerin semaya,dillerin duaya, gönüllerin Mevlaya yöneldiği mübarek Miraç Kandilinizi kutlar, hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan dileriz.
Ayrıca,bundan önceki kandillerde bizlerle olup da, Ebedi Aleme göç etmiş olan bütün hemşerilerimize ve yakınlarımıza da Yüce Allah’tan Rahmet dileriz.
Akçaören Köyü Kültür ve Yardımlaşma Derneği
Yönetim Kurulu Adına,
Durmuş KARATAŞ
Dernek Başkanı |
|
489. Ali ŞAHİN - 2010-07-07 11:02:29 |
Rahmetli Fertiş’in Oğlu Ali Şahin in oğlu MEHMET’İN 17 TEMMUZ Cumaratesi saat 19.30 da Kınası vardır. Kına yemekli olaçaktır. Yer YENİKENT Düğün SALONU-Cumhuriyet Bulvarı No 18 Yenikent
Nişan ve Düğün 18 TEMMUZ 2010 PAZAR Günü saat 19 30 da ELVANKENT Düğün Sarayın da Yapılacaktır Tüm Akçaörenli Hemşerilerim Davetlidirler.
NOT Derneğimizin önünden saat 18 45 de 2 adet Otobüs kalkacaktır,Evin önünden de 1 adet otobüs kalkacaktır.
ŞAHİN VE ATASEVEN AİLESİNE MUTLULUKLAR DİLERİZ
|
|
488. YAKUP YILMAZ - 2010-07-03 20:44:20 |
Beraberliğe adım attığımız çok özel günümüzde, mutluluğumuzu sizinle paylaşmak bizi onurlandırcaktır.
Annesi & Babası Annesi & Babası
Melihat & Yakup Fatma & Hidayet
YILMAZ TÜRKSEV
NESLİHAN & OSMAN
Kına&düğün ; 06 Temmuz 2010 Salı Saat 19;30 ELVANKENT DÜĞÜN SARAYI Topçu Mahallesi 4. Cadde No ; 4/38 Elvankent çarşısı İstiklal İlköğretim Okulu Karşısı Elvankent/ANKARA
Düğün ; 10 Temmuz 2010 Cumartesi Saat;20,00 SARAY DÜĞÜN SALONU Mimar Sinan Mah. Kanal Cd. Kanalboyu Sonu No ;6 (Polis Okulu üstü) Yıldırım/BURSA İrtibat Tel ;05335426424 - 05337479303
|
|
487. KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN - 2010-06-17 12:08:19 |
REGAİB KANDİLİ MESAJI
Tarih; 16.06.2010
17 Haziran 2010 Perşembe gününü Cumaya bağlayan gece, rahmet, bereket ve mağfiret mevsimi olarak nitelendirilen üç aylara girdiğimizi müjdeleyen Regaip kandilidir.
Üç aylar ismiyle şöhret bulan, kalplerimizin ve gönüllerimizin manevi doyum mevsimi olan Recep, Şaban ve Ramazan ayları, Müslümanlar olarak Hakk’ın rahmet, bereket ve mağfiretine olan iştiyakımızı zirve noktaya taşıyıp huzur iklimine doğru seyahat ettiğimiz müstesna zaman dilimleridir. Dini hayatımıza canlılık katan bu aylar, aramızda insani değerlerin ve ahlaki erdemlerin artmasına, yardımlaşma ve dayanışma bilincinin çoğalmasına, inananların hayır ve iyilikte birbirleriyle yarışmasına vesile olur.
Bu özel aylar ve bu ayların içinde barındırdığı mübarek gün ve geceler, bizlere, hızla geçen zamanın değerini idrak etmenin, durup düşünmenin, hayatın yoğun koşuşturması ve temposu içinde kendimize dönüp, gönül âlemine nazar kılmanın ve içe doğru bir yolculuk yapmanın imkânlarını sunar. Ayrıca Yüce Allah’a gönülden yalvararak, günahlarla kirlenmeye yüz tutmuş gönüllerimizi tövbeyle arındırma, kendimizi bulma ve bilme, nefsin sonu gelmez arzu ve ihtiraslarına dur deme ve onlardan uzaklaşma imkânını bahşeder.
Vahyin nüzulünün 1400. yılını idrak ettiğimiz bu yılda, üç aylar ve bu aylarda bulunan mübarek geceleri fırsat bilerek, Yüce Rabbimizin çağlar üstü evrensel mesajını anlama, O’nun anlam ve hikmetiyle buluşma ve hayatımıza tatbik etme adına her zaman olduğu gibi gayretli olmak durumundayız. Çünkü manevi ve ahlaki değerlerin yozlaştırıldığı, aile değerlerinin ve toplumun ortak bağlarının yok olmaya yüz tutarcasına zayıflatıldığı, dünyanın sanal ve geçici meşgalelerinin ve sonu gelmez heveslerinin bütün hayatımızı ve geleceğimizi ipotek altına aldığı günümüzde, Yüce Mevla’mızın En’am suresinde “Bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Artık ona uyun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.” (Enam, 6/155) buyurduğu üzere Rabbimizin rahmet yüklü mesajı Kur’an-ı Kerim’i daha iyi anlamaya, bunun için de onun değerlerini yaşamaya, yaşatmaya ve bu çerçevede Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)’in örnek hayatını ve ahlakını da rehber edinmeye ihtiyacımız büyüktür.
Regaib kandili vesilesiyle bir kez daha, başta Yüce Yaratan’la olan bağlarımızı ve hayatımızı yeniden gözden geçirmeli, ahlak ve erdemin, doğruluk ve dürüstlüğün, paylaşma ve dayanışmanın, hak ve hukuka riayetin, barış ve kardeşlik içinde bir arada yaşamanın, yetime, öksüze ve kimsesize kol kanat germenin, fakir ve ihtiyaç sahiplerine vermenin, acı ve kederleri paylaşmanın, düşeni kaldırmanın, kutsal değerlere saygının insani erdemler bağlamında ulaşılabilecek en üstün değerler olduğunu hissederek, söz ve davranışlarımıza bu çerçevede yön verme kararlılığı içinde olmalıyız. Zira bu mübarek gün ve geceler değerlendirebildiğimiz, güzel amel ve davranışlarla içini doldurabildiğimiz, yanlışlarımızın farkına varıp istikamete yöneldiğimiz ölçüde bizim için kazançlı ve bereketli zaman dilimlerine dönüşecektir.
Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimizin ve yurt dışında yaşayan vatandaş ve soydaşlarımızla birlikte bütün İslâm âleminin Regaip Kandilini kutluyor, bu gecenin insanlığın ortak huzurunu tehdit eden terör ve şiddetin, savaş ve düşmanlığın yerini barış ve huzurun almasına vesile olmasını, yapacağımız ibadet, dua ve yakarışların kabul olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.
Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU
Diyanet İşleri BaşkanI
DİYANET İŞL.BŞK.LIĞI VEB SAYFASINDAN ALINTIDIR. |
|
486. Durmuş KARATAŞ - 2010-06-16 10:44:07 |
İtil, atıl ama satılma.
Doğrul, devril ama eğilme.
Beslen, uslan ama yaslanma.
…Tanış, konuş, yaklaş ama uzaklaşma.
Zulmü devir, nefsi devir ama çam devirme,
Rakibini geç, sınıfını geç ama gülüp geçme.
Ev al, araba al, abdest al ama beddua alma,
Okumaktan zarar gelmez ama lânet okuma.
Elini aç, gözünü aç, kapını aç ama ağzını açma.
Davet et, hayret et, af et, tövbe et ama ihanet etme.
Satıcı ol, alıcı ol, kalıcı ol, bulucu ol ama ortak koşma.
Fidan besle, hayvan besle, çocuk besle ama kin besleme.
Emek ver, kulak ver, bilgi ver ama hiçbir zaman, boş verme.
Eşini beğen, işini beğen, aşını beğen ama kendini beğenme.
Günlerini say, servetini say, büyüklerini say ama yerinde sayma.
Paranı ver, gönlünü ver, selam ver, canını ver ama sırrını verme…
Hz. Mevlana
|
|
485. Durmuş KARATAŞ - 2010-06-16 10:26:27 |
BARDAGI YERE BIRAKIN ... BUGUN ...
Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı
Herkesin göreceği bir şekilde tutuyordu ve ardından sordu ;
“Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?”
’ 50gm!’ .... ’100gm!’ .....’125gm’ .. diye öğrenciler yanıtladı.
“ Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem,” dedi profösör, “ama, benim sorum şu ki ;
“Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?”
‘Hiçbir şey’ …..diye yanıtladı öğrenciler.
“Tamam peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?” diye sordu profesör bu kez…
"Kolunuz ağrımaya başlardı efendim” diye öğrencilerden biri yanıtladı
“Haklısın, peki şimdi ben 1 gün boyunca tutsam ne olurdu?”
“Kolunuz iyice ağrır, kas spazmı, batar vs gibi sorunlar yaşardınız ve hastaneye gitmek zorunda kalırdınız!”…..
tüm öğrenciler çeşitli yorumlar yaptı ve gülüştüler
“ Çok iyi. Peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme olur muydu? ” diye sordu profesör.
“ Hayır….” diye yanıtladı herkes ...
Peki o zaman kolun ağrımasına ve kas spazmına neden olan neydi?”
Öğrenciler bulmaca çözermişçesine düşünmeye başladılar.
“ Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda? ” diye tekrar profesör sordu.
“ Bardağı bırakın düşsün! ” diye öğrencilerden biri yanıt verdi.
“Kesinlikle!” dedi, profesör.
“Hayatın problemleri de böyle bir şeydir.
Onları kafanda birkaç dakika tutarsın.
Bir sorun yokmuş gibi görünür.
Uzun bir süre düşünürsün
Başınız ağrımaya başlar.
Daha uzun düşünün.
Artık seni bitirmeye ve hiçbir şey yapamamana neden olur.
Hayatınızdaki mücadeleleri ve problemleri düşünmek önemlidir,
Fakat DAHA ÖNEMLİSİ onları her günün sonunda,
uyumadan önce yere bırakmaktır (bardak gibi).
Bu şekilde strese girmez, ve her gün taze bir beyin ile uyanır ve her konuyla ve yolunuza çıkan her mücadele ile başa çıkabilecek güçte olursunuz!
Bu yüzden bugün ofisten ayrıldığınızda,
Sevdiklerinize şunu hatırlatın ;
" Bardağı yere bırakın bugün! "
|
|
484. Apdullah ŞAHİN - 2010-06-04 14:31:20 |
| Derneyimiz Üyelerinden Rahmetli Fertiş in oğlü Apdullah Şahinin oğlu Hamza Şahinin 18 Haziran 2010 Cuma günü saat 19 30.da SİNCAN DÜĞÜN SALONUNDA Kınası var 19 Haziran 2010.CUMARTESİ saat 19 30 da Nişan ve Düğünü var tüm köylülerimiz davetlidir Dügünde aynı SİNCAN Dügün salonu |
|
|